Author Archives: Murat Sezgin

OKUMA BECERİSİNİN GELİŞTİRİLMESİ

Category : Genel

Okuma,ön bilgilerin kullanıldığı, yazar ve okuyucu arasındaki etkili iletişime dayalı, uygun bir yöntem ve amaç doğrultusunda düzenli bir ortamda gerçekleştirilen anlam kurma süreci olarak tanımlanmaktadır.

İyi bir okumanın taşıması gereken özelliklerin başında kelimenin tanınması ve ayırt edilmesi gelmektedir. Bununla birlikte okumanın akıcı olması zorunluluğu gelir. Akıcı okuma; noktalama işaretleri, vurgu ve tonlamalara dikkat edilen, geriye dönüş ve kelime tekrarına yer verilmeyen, heceleme ve gereksiz duruşlar yapılmayan, anlam ünitelerine dikkat edilerek, konuşurcasına yapılan okumaya denir. Akıcı okumanın temelinde kelime tanıma ve ayırt etme yeteneği yatmaktadır. Zayıf okuyucuların kelime tanıma ve ayırt etme gücü oldukça yavaştır. Kapasitelerinin büyük bölümünü kelime tanıma ve ayırt etmeye ayırırlar. Bu nedenle genel anlama yetenekleri gelişmemektedir. Kelime tanıma ve ayırt etme işi daha hızlı yapılabilirse, dikkat ve  zamanlarının çoğunu tek tek kelime anlamaya değil, metnin bütününü anlamaya yönelteceklerdir.

Kelime tanımada karşılaşılan problemler; tanınmayan kelimelerin okunmaması, sembol ve ses arasındaki ilişkiyi kavrayamama, kelime ve harf karıştırma, heceleme güçlüğü, kelimedeki harflerin değiştirilmesi, tahmin ederek okuma, yanlış okuma ve kelimeleri değiştirme, ekleme ve bırakmalar, tersine çevirme ve tekrarlamalardır.

Okuma alanında yaşanan öğrenme güçlüklerini gidermek için birçok akıcı okuma stratejisi geliştirilmiştir. Bunlar:

1-Tekrarlı Okuma: Bu tür okuma bir metni akıcılık kazanılıncaya kadar tekrar tekrar okumadır. Çocukların sık sık karşılaştığı kelimelerin doğru bir şekilde öğrenilmesine katkı sağlayacak bir tekniktir. Tekrarlı okuma yapılırken dikkat edilecek en önemli husus okunacak metindir. Zor metinler okuma hızını arttırmadığı gibi okumaya karşı ilgiyi de azaltır.

2-Eşli(İkili) Okuma: Bu çalışmada okuma güçlüğü çeken öğrenciye eşlik edecek okuyucunun iyi okuma yapması önemlidir. Çalışmada öncelikle kitap seçimi yapılmalıdır. Kitabın düzeyi okuyacak çocuk açısından biraz üst seviyede olmalıdır. Çocukla ana başlıklar, kapak görselleri ve kapaktaki tüm bilgiler tartışıldıktan sonra çocuk ve yardımcı birlikte sesli okuma yaparlar. Çocuğun zorlanmasında 3–5 saniye beklendikten yardımcı devreye girer ve okuma işini sürdürür. Yardımcı okuma hızını çocuğa göre düzenlemeli ve ona gerekli dönütleri vermelidir.

3-Eko Okuma:Öğretmenin bir cümleyi okuduğu ve öğretmenin de hemen onun arkasından aynı metni okuduğu okuma çalışmasıdır.

4-Ahenkli Okuma: Öğretmen ve öğrenci aynı anda okur ve öğretmen ara sıra bir cümleyi belirli bir yere kadar okur ve sıradaki kelimenin öğrenci tarafından okunması için bekler.

5-3P Metodu: 3P metodu öğretmen, ebeveyn ya da akranlardan herhangi biriyle yapılan bire bir yapılan işlemsel bir süreçtir. Yöntemin iki temel unsuru vardır. Birincisi, uygun okuma materyalinin sağlanması ; diğeri ise öğreticinin öğrenciye “duraksama,yöneltme ve övme” şeklinde verdiği dönüttür. Duraksama evresinde bağlama uygun olan kelimeyi bulması ve hatasını düzeltmesi için öğrenciye yeterli zaman verilmektedir. Öğrenci beş saniyelik bir duraksamadan sonra hatasını düzeltemiyorsa ya da hata yaparsa bir sonraki aşama yöneltme aşamasına geçilir. Bu aşama cevabı vermeksizin ipuçları sunarak ve kendini düzeltmesi için fırsat tanıyarak çözümlemesine yardım etmeyi kapsayan bir aşamadır. Son aşama olan övme aşaması ise, uygun okuma davranışının sözel övgü ile desteklenmesi sürecini kapsar.

Bunların yanında kelimeleri tanıma ve ayırt etme için yapılacak çeşitli teknikler yukarıda sayılan yöntemlerle birlikte kullanılır. Bunlar: Kelime kutusu stratejisi, boşluk tamamlama tekniği, paragrafın önceden dinlenmesi stratejisi…..

Yapılan araştırmalarda, okuma güçlüğü çeken bireylerle okuma alanında yapılan çalışmaların okuma hatalarını büyük oranda azalttığı ve akıcı okumayı desteklediği sonuçlarına ulaşılmıştır.

 

Kaynakça:

Yüksel,A.(2010), Okuma Güçlüğü Çeken Bir Öğrencinin Okuma Becerisinin Geliştirilmesine Yönelik Bir Çalışma,Afyon Kocatepe Üni,Afyon

Dağ,N.(2010),Okuma Güçlüğünün Giderilmesinde3P Metodu ile Boşluk Tamamlama Tekniğinin Kullanımı Üzerine Bir Çalışma,Ank. Ü. Eğitim Bilimleri Fakültesi Özel Eğitim Dergisi,

Akyol, H.( 1994). “Kelime Tanıma ve Okumaya Etkisi”. Çağdaş Eğitim.

Z.E. Sınıf Öğretmeni Nihal İŞERİ


Disleksiye sahip bireylerde görülen sorunlar

Category : Genel

İşitsel Bellek Sorunları:

Sesbilgisel farkındalık, çözümleme ve işitsel bellek ile ilgili sıkıntılarla kendini gösteren, beklenen doğru kelime yapısı ve sırayla konuşmak, ritmik oyunlara ve etkinliklere katılmak, kendiliğinden konuşma sırasında kelimeleri doğru telaffuz etmek, yüksek sesle okunan hikayeleri anlamakta güçlük görülebilir. Yetersiz sözcük dağarcığı, sözcük bulmada ve isimlendirmede güçlük, temel sözcükleri karıştırmak (yemek,vermek, koşmak gibi), sözcük- hece çevirmek (mavi yerine vami,sifon yerine fison gibi), bazı harfleri karıştırmak (f-v, l-y-r gibi), harf- ses ilişkisini öğrenmede güçlük, kafiyeleri kullanmada zorluklar olarak belirlenmiştir. Yönergeleri akılda tutmada zorluk yaşarlar, dinlemiyormuş gibi görünürler. Ayrıca sayılar, harfler, kelime dizileri ve cümleler kadar çok sesli kelimelerin tekrarındaki zayıf performans da gözlemlenmiştir. Saymayı öğrenmede başarısız olabilirler. Aynı sesle başlayan fonemleri tanımada zorluk yaşayabilirler.

Görsel Bellek Sorunları:

Görsel ayrımlaştırma yetenekleri zayıftır. Görsel figür-zemin ayırt etmede güçlük çekerler. Görsel hafızaları zayıftır. Uzaklık, derinlik algıları zayıftır. Çizim ve kopyalamaya karşı isteksizlik, geometrik şekilleri çizmede güçlük yaşarlar.

Dokunarak Ayrımlaştırma Sorunları:  

Gözü kapalıyken avcuna çizilen şekil, sayıyı ayırt etmede güçlük yaşayabilirler.

Dil Sorunları:

Sentaks güçlükleri (dilin gramer yapısına uygun olarak kelimeleri dizip cümle oluşturmada güçlük) yaşarlar. Kendini ifade etme becerileri zayıftır. Dil gelişimi bir kısmında gecikmiştir. Dilin morfolojisi, söz dizimi, cümleleri anlama, konuşma seslerini anlama, sözel bellek ve konuşmanın üretilmesi daha sonraki yıllardaki ses ve sözcük tanıma ile ilişkilidir. Bu sorunlar okuma sorununun göstergeleridir.

Organizasyon Sorunları:

Zamanını iyi kullanmada zorluk yaşarlar. Uyaranları sınıflama,sıralama ve gruplamada zorluklar yaşarlar.

Oryantasyon sorunları:

Mekanda yönelme, pozisyon almada zorluk çekerler. Yön bulmada, sağ-sol ayırt etmede sıkıntılar yaşayabilirler. Yön karıştırma görülebilir. Mesafe ve ölçümlerde zorluk çekerler. Ayrıca ön-arka gibi kavramları öğrenmede ve rutini izlemede zorluklar görülebilir.

Zaman Sorunları:

Zamanı karıştırabilirler. Dün-bugün-yarın,önce-şimdi sonra…

Motor Koordinasyon Sorunları

Motor koordinasyonları, el-göz koordinasyonları zayıftır. Çizim ve kopyalamaya karşı isteksizlik, düğme ilikleme, ayakkabı bağlamada sorunlar,geometrik şekilleri çizmede güçlük ve kalemi tutmada hata görülebilir.

Sosyal- Duygusal Davranış Sorunları:

Duyguları değişken olabilir. Akranlarıyla iletişim problemleri, değişikliğe uyum problemleri yaşayabilirler. Beden imajı zayıftır.

Yukarıdaki alanlarda görülen zorluklar okuma becerisini kazanmada bireylerin öğrenme hızını etkilemektedir.

 

 

Kaynakça:

Aslan,K, (2015),Özgül Öğrenme Güçlüğünün Erken Dönem Belirtileri ve Erken Müdahale Uygulamalarına Dair Derleme, H.Ü. Kültür Merkezi,Ankara

Gür, G. (2013) Disleksili Bireylerde Erken Tanı Konmasının Önemi ve Disleksi Eğitimlerinde Yurt İçi ve Yurt Dışı Uygulamaların İncelenmesi ve Karşılaştırılması (yayımlanmış doktora tezi) Marmara Üni., İstanbul

 

Z.E. Sınıf Öğretmeni Nihal İŞERİ


Okuma Becerisinin Önemi

Category : Genel

Okuma becerisi, akademik, sosyal, siyasal ve kişisel değerlere sahiptir. Bu nedenle çocuklar okula başlar başlamaz okumanın öğretilmesine büyük önem ve ağırlık verilmektedir.

Okuma etkinliği, gerek ilköğretimde gerekse daha sonraki öğretim hayatında öğrenciye gerekli olacak, hatta sadece Türkçe dersinde değil Matematik, Hayat Bilgisi, Sosyal Bilgiler, Fen ve Teknoloji gibi diğer derslerde de öğrencinin başarısına yön verecek temel bir unsurdur.

Okumanın gerçekleşebilmesi için her şeyden önce okuyucu kelimeyi tanımalıdır. Kelimenin tanınması okuyucunun zihinsel sözlüğünü kullanarak anlamı belirlemesine fırsat tanımaktadır. Eğer kelime tanıma yanlış ve yetersiz ise cümleler, paragraflar dolayısıyla metin anlaşılmamaktadır.

 

Okuma Becerisi ve Sesbilgisel Farkındalık

 

Sesbilgisel farkındalık, konuşma dilindeki seslerin farkında olmaktır. Konuşma dilindeki  seslerin işitilebilmesini ve doğru çıkarılmasını kapsar. Bu nedenle yazılı sunum olmadan yapılan işitsel bir alıştırmadır ve sesbilimsel farkındalık çalışmaları yapılırken seslerin sembolleri olan harfler verilmemelidir.

 

Her bir beceri,basitten karmaşığa doğru teker teker gösterilmeli ve bir sonraki beceriye geçmeden önce uygulaması yapılmalıdır. Bunlar sözcüklerin gösterilmediği işitsel alıştırmalardır; okuma çalışması değildir. Öğretmen sözcük ya da sözcük grubunu söyledikten sonra, öğrenci tekrarlar. Görseller kullanılarak yapılan alıştırmalar öğrenci için daha eğlenceli ve daha ilginç çalışmalar olacaktır.

 

Sesbilimsel farkındalık çalışmalarının, son yıllarda yapılan araştırmalar sonucunda okuma eğitiminde ne kadar önemli olduğu bilimsel verilerle desteklenmektedir. S. KARAKELLE’nin 107 birinci sınıf öğrenci üzerinde yapmış olduğu araştırma sonucunda; gerek harf isimlerini bilmenin gerekse kelimelerin ses ve söylenişlerinin farkında olmanın yıl sonu okuma akıcılığı üzerinde etkili olduğu ve ortak yordama güçlerinin daha yüksek olduğu gözlemlenmiştir.

 

Gerek harfleri isimlendirebilmek gerekse harf ve kelime seslerinin farkında olmak, ilkokumanın kazanılmasını belli bir oranda açıklayabilmekte ancak birlikte ele alındıklarında açıklama güçleri artmaktadır. Harfleri tanıyıp isimlendirebilen ve harf sesleri ve ses birleşimlerine duyarlı çocuklar, bu görevlerde başarılı olmayan veya yalnızca bir tanesinde başarılı olan çocuklara oranla yıl sonunda kelimeleri daha akıcı ve hatasız tanıyıp seslendirebilmektedir. Okula başladıklarında harf isimleri, harflerin sessel değerleri ve fonolojik bilgi açısından daha gelişmiş olanların ilkokumayı daha kolay kazandıkları gözlemlenmiştir.

 

Bu bağlamda bakıldığında disleksi ile sesbilgisel farkıdalığın doğrusal bir ilişkisi olduğu düşünebilir. Bu nedenle okuma güçlüğü çeken bir öğrenci ile öncelikle sesbilgisel farkındalık alanında bir değerlendirme yapılması ve gerekli görülen çalışmaların yapılması okuma becerisinin kazandırılması konusunda önemli bir yere sahiptir.

 

Kaynakça

Karakelle, S. (2004) Fonolojik Farkındalık Ve Harf Bilgisinin İlkokuma Becerisi Üzerindeki Etkisi, Yıldız Teknik Üniversitesi

 

Z.E. Sınıf Öğretmeni Nihal İŞERİ


ATÖLYE ÇALIŞMALARI NEDEN ÖNEMLİDİR ?

Category : Genel

ATÖLYE ÇALIŞMALARI NEDEN ÖNEMLİDİR ?

Atölye çalışmaları aslında bir aktif eğitimdir. Çocuklar bu çalışmalarda çevresiyle etkşleşimde bulunarak ona verilen materyallerle yaratıcılığını geliştirir, kendi ilgi alanlarını oluşturur, sözel olarak kendini ifade edemezken başka alanlarda daha iyi ifade eder.

  • Çocuğunuz kendini bir gruba dahil hissedşyor mu ?
  • Grup içinde kendi öneminin varlığının farkında mı ?
  • Grup içindeki yerinin ve görevinin önemli olduğunu fark ediyor mu ?
  • Grup çalışmalarına ne kadar istekli ?
  • Yaptıklarını ve başarılarını başkalarının taktir etmesi çocuğunuzun özgüvenini ne kadar etkilediğinin farkında mısınız ?
  • Çocuğunuzun ders dışında bir ilgi alanı var mı ?
  • Çocuğunuzun sınıfında, mahallesinde, akrabaları arasında onu farklı kılan özelliği nedir? Derse girmek mi ? Ödev yapmak mı ? Yoksa kendi ilgi alanlarının olması mı ?
  • Herhangi bir ortamda  “ Benim çocuğum şu konuda çok iyidir ?” diye biliyor musunuz ?
  • Çocuğunuz okuduğunu anlamıyor olabilir, sürekli dikkati dağınık ders çalışmaya isteksiz olabilir veya matematikte hala toplama işlemi yapıyor olabilir… Bu sıkıntıyı yaşamanızın sebebi yukarıdaki soruların cevaplarının boş kalmasından dolayı olabileceğini hiç düşündünüz mü ?

 

Eğer bu konu hakkında bir farkındalığınız oluştu ise çocuklarınızı atölye çalışmalarına bekleriz.


Etkinliklerimiz

Category : Genel

20171216_101237

YERLİ MALI HAFTASI

Bu haftanın anlam ve önemini Nadide hocamızın anlatımının ardından her biri birer meyve olan örencilerimiz o meyveyi anlatan şiirlerini okudular.

16 ARALIK 2017

kardeş kıskançlığı 12

AİLE İÇİ ŞİDDET KONULU SEMİNER

Sözlü sunum ardından ebeveynlerle şiddete başvurmaksızın çatışma çözme becerilerini geliştirdikleri atölye çalışmamız gerçekleşmiştir.

9 ARALIK 2017


MÜZİKLE EĞİTİM

Category : Genel

Müzik, insanoğlunun mevcudiyetinden bu yana birçok hastalıkta iyileştirici bir tedavi aracı olarak kullanılmıştır. Zihinsel yetersizliği olan bireylerde müzik terapisi başarı gösteren bir etkinlik olarak kullanılmasının yanında, birçok beceri ve kavramların öğretilmesinde önemli bir etkendir. Müzikle ilgili beceriler öğretilirken bir yandan da akademik öğrenim de mümkündür. Müzik yeteneği başta işitsel algı olmak üzere hareketlerin algılanması ve konuşma gelişimi gibi gelişimsel becerilerin sürekliliğinin uyum içinde sürdürülmesini gerektirir. Bir müzik aleti çalabilme yeterliliği belli bir düzeyde i

 

nce hareket yeterliliğine sahip olmayı gerektirir. Diğer taraftan ritim eğitimi düzenli hareket akışkanlıklarını artırır. Kurumda yaptığımız çalışmalarda melodika, gitar, flüt, darbuka çalgılarının öğretilmesi ve bu çalgılarla ritim eğitimi verilerek çocukların müzik becerilerini geliştirmek amaçlanmıştır. Bu çalışma zihin engelli tanısı almış çocuklarla, YGB ve Özgül Öğrenme Güçlüğü tanılı çocuklarla da yürütülmektedir. Uygulamaya başlamadan önce çocukların müzik becerilerinin seviyeleri özel eğitim öğretmeni tarafından ölçülmüş daha sonra çocuklarla bireysel olarak ders yapılmaktadır. Eğitim sonrası çocukların özel eğitim b

 

ecerileri öğretmenleri tarafından tekrar değerlendirilmektedir. Uygulamalar bittikten altı hafta sonra öğrencilerin öğrendiklerinin kalıcılığı aynı veri toplama aracı olarak tekrar ölçülmektedir bunu belirlemek amacıyla Müzik Becerileri Performans Belirleme Formu kullanılmaktadır.

 

Uzm. Eğt. Kaan Can Çetin


Özgül Öğrenme Güçlüğü Çocuklarının Düşük Benlik Saygısı; Ailelere Tavsiyeler

Category : Genel

Özgül öğrenme güçlüğü olan öğrenciler hayatlarındaki engellerin sebep olduğu zorluklara dayanarak gelecekleriyle ilgili zayıf bir görüşe sahip olabilirler . Bu zayıf görüşü değiştirmek ve benlik saygısını arttırabilmek adına ailelerin de kendini düzenlemesi gerekir. Bu düşüncelerin hangi becerilere dair yetersizlik algısıyla ilişkili olduğunu tespit etmek aileler için zor olabilir fakat aşağıdaki 8 maddeye göre hayatlarını kolaylıkla düzenleyebilirler.

1-Çocuğun öğrenme problemini çocuğunuzdan ayrı tutun. Çocuğunuzun başarısızlığında kişisel algılayabileceği eleştirilerde bulunmayın. Aksine başarmak için isteklendirin.

2-Çocuğunuzun kendi ile gurur duyabileceği fırsatlar yaratın. Ör: Kendini başarılı bulduğu bir hobi, spor dalındaki yeteneklerini başkalarına gösterebileceği ortamlar yaratmak.

3-Çocuğunuza evde iyi yapılandırılmış görevler sunun. Görev basamakları net olduğu sürece, görev karmaşıksa bile başarıyla görevi yerine getirme olasılığı artacaktır.

4-Çocuğunuzun yaptığı tüm başarılı işleri ödüllendirin (sembollerle ya da övgüyle). Dışarıdan birinin çocuğun başarılı işi ile ilgili yorum yapmasını rica edin (Bu kişi çocuğunuzun otorite olarak gördüğü, takdirini önemsediği birisi olabilir). ”En fazla”, ”En iyi” övgüleri özgül öğrenme çocuğu için gerçek bir destektir.

5-Evde çocuğunuzu hedefler belirlemeye teşvik edin. Kısa süreli basit hedeflerden başlayın. Ör: ” Saat 20.00’a kadar ödevleri bitirmek.” ” Duştan Sonra beraber film izlemek.”

6-Çocuklarınızın okuldaki BEP toplantılarına katılmaya özen gösterin ve çocuğunuzun güçlü ve zayıf yanları konusunda eğitimcilerini bilgilendirmeyi unutmayın.

7-Çocuğunuzla beraber vakit geçirirken kendi hayatınızla alakalı hedeflerden, çatışmalardan üzerinde baskı oluşturmayacak şekilde bahsedin.  Çözüm önerini mutlaka dinleyin. Tartışın ve eleştirin (kişisel olarak algılamasına neden olmadan). Önerilerini dikkate aldığınızda bundan ona bahsedin, gururlanacaktır.

8-Çocuğunuzun hiç başarısızlık öyküsü olup olmadığını sorun. Onu dinleyin ve bezer deneyimlerinizi paylaşın. Bu deneyimlerin nasıl hissettirdiği üzerine konuşun. Bu sayede bunun yalnızca onun başına gelmediğini düşünmesine ve başarısızlığının nedenini kişiliğine atfetmemesine yardımcı olursunuz.

Bender, W. N. (2012). Öğrenme Güçlüğü Olan Bireyler ve Eğitimleri (H. Sarı, Çev. Ed.) Ankara: Nobel Yayıncılık.

Psikolog

Esra Cansu ŞEN.


İnternet Bağımlılığı ve Tedavileri Seminer Özeti

Category : Genel

Seminer sırasında kullanılan sunuma aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.

https://prezi.com/ftlbn3zazddw/cocuklar-ve-ergenlerde-teknoloji-bagmllg-ve-tedavileri/#

Sunum sonunda paylaşılan Young’ın  İnternet Bağımlılığı Kriterlerinden çocuğunuz beş veya daha fazlasını taşıyorsa İnternet bağımlılığı tehdidi altında olabilirsiniz. Kurum Psikolog servisinden acilen randevu almanız önerilir.

Young’ ın İnternet Bağımlılığı Kriterleri

1. İnternetle meşgul hissediyor musun? (Önceki çevrimiçi etkinlik ya da sonraki çevrimiçi etkinlikle ilgili tahminler)

2. Keyif alabilmek için internette geçirdiğiniz zamanı arttırma ihtiyacı hissediyor musunuz?

3. İnternet kullanımını kontrol altına almak için defalarca başarısız girişimlerde bulundunuz mu? (Internette geçirilen süreyi azaltma ya da tamamen bırakmaya yönelik)

4. İnternet kesildiğinde veya herhangibir şekilde internete erişim sağlayamadığınızda kendinizi depresif, sinirli, kaygılı hissediyor musunuz?

5. Planladığınızdan daha uzun süre internette kalıyor musunuz?

6. İnternet kullanımınızdan dolayı riske attığınız ya da bozulan ilişkileriniz oldu mu? (eğitim, iş, kariyer planlarında vb.)

7. Terapistinize, ailenize veya herhangi birisine internet kullanımınızla ilgili yalan söylediniz mi?

8. Sorunlarınızdan veya çaresizlik, suçluluk, anksiyete, depresyon gibi duygu durumlarından kaçınmak için internet kullandığınız oluyor mu?

Psikolog

Esra Cansu ŞEN


Aile İçi Şiddet ve Çocuk Üzerinde Etkileri Seminer Özeti

Category : Genel

Seminer sırasında kullanılan sunuma aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.

http://prezi.com/ou2gt6vtwnzj/?utm_campaign=share&utm_medium=copy&rc=ex0share

Aile İçi Şiddet: Bir kişinin eşine, çocuklarına, anne babasına, kardeşlerine ve/veya yakın akrabalarına yönelik uyguladığı her türlü saldırgan davranıştır. Bu tanıma sadece kaba kuvvet içeren davranışlar değil aşağılamak, tehdit etmek, ekonomik özgürlüğünü kısıtlamak ve zorla evlendirmek gibi şiddet gören kişinin kendisine olan saygısını, kendisine ve çevresine olan güvenini azaltan, korku duymasına sebep olan pek çok davranış da girer.

Ebeveynler şiddete başvurmaksızın çatışma çözme becerilerini öğretmek konusunda oldukça yetersizler. Fakat Sosyal öğrenme Teorisi der ki  şiddet bir davranış olduğundan ebeveyn çocuk için bir ”MODEL”dir.

Çocukluk Çagında da Aile Içi Şiddete Maruz Kalma ve Tanık Olma
Bir çok çalışmanın ortak sonucu olarak erkeğin kadına şiddet uygulamasındaki en temel etmenlerden biri özellikle erkeğin kendi ailesinde de şiddet içeren bir ortama (özellikle babası annesine şiddet uygulamışsa) maruz kalmış olması ve alkol kullanımının yüksek olmasıdır.

TV, sinema ya da bilgisayar oyunlarında şiddet izleme çocuklarda SALDIRGAN davranışlara yol açar.

Sizde çocuğunuzun şiddete doğrudan ya da dolaylı yoldan maruz kaldığını düşünüyorsanız danışmadan randevu alabilirsiniz.

 

Psikolog Esra Cansu ŞEN


Özel Eğitimde GÜÇLÜ ANNE BABA GÜÇLÜ ÇOCUKLAR

Category : Genel

●●

Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezlerinin gücüne güç katan PAYDAŞ: AİLE

Özel Eğitimde GÜÇLÜ ANNE BABA

GÜÇLÜ ÇOCUKLAR

Özel eğitim…Nedir özel eğitim?

En çok bilinen tanımıyla özel eğitim; akranlarından farklı gelişim özellikleri gösteren bireylerin eğitim ve sosyal ihtiyaçalarını karşılamak için özel olarak yetiştirilmiş personel, geliştirilmiş eğitim programları ve yönetmeleri (yöntemleri) ile özel eğitime uygun ortamlarda sürdürülen eğitimdir.Özel eğitim (hizmetlerinden) den engelli birey ve aile eğitimleri çerçevesinde, engelli bireyin ailesi aynı düzeyde faydalandırılmalıdır.

Özel eğitim denince genellikle sergilenen yaklaşım zor ve meşakatli bir süreç gerektirdiği ile ilgili oluyor. Kavramlar, tanımlar, yöntemler, yaklaşımlar, uygulamalar ve daha neler neler. Tüm boyutlarıyla eğitime hakim olmak, alan uzmanları olarak hepimizin sorumluluğu. Ancak yukarda bahsettiğim gibi şu da bir gerçek ki; özel eğitimde ne yaparsak yapalım AİLE faktörünü çalışmalara dahil etmediğimizde, aileleri aynı oranda özel eğitimden faydalandırmadığımızda,, eğitimde bize destek olacak ölçüde aile bilgilendirmesi yapmadigimızda sizden doğru yardımı alamayız ve sonuç ne bizim istediğimiz gibi ne de çocuğun gelişimine uygun olur. Özel eğitimde öğretimin en önemli basamaklarından biri genellemedir ve bunu da en iyi aile ile yapabilirsiniz.

Olmazsa olmaz paydaşımız “ AİLELER “ ile ilgili paylaşımların çocuğu ve kurumları var etme de en etkili yapı taşlarından birisi olduğunu düşünüyorum.

Bir insanın hayatta yaşayabileceği en güzel duygulardan birisi hiç kuşkusuz çocuk sahibi olmaktır. Özel bir çocuğa sahip olmak özel bir aile olduğunuzu gösterir. Siz özelsiniz. Çocuğunuz için özelsiniz, teksiniz, değerlisiniz…

Sizler 7 gün 24 saat çocuğunuzun hayatındasınız, fedakarca, özveriyle, sabırla, umutla, ve hep SEVGİYLE…

Engelli bir çocuğa anne-baba olmak zor bir görevdir. Görüyorsunz ki özel eğitim kurumları olarak biz de sizi ne kadar önemli bir yere koyuyor ve çocuğunuz için desteğinizi istiyoruz.Sizi duyar gibiyim ‘‘Peki biz ne yapalım?’’ diye soruyorsunuz.

Bu zor görevde ilk yapacağınız iş çocuğunuzu kabullenmektir. Sizin çocuğunuz sebebi ne olursa olsun farklı özellikleri olan bir çocuktur. Bunu kabullenme noktası anne-baba için ne kadar zor olursa olsun ailenin mutluluğu ve çocuğun sağlıklı yaşaması için oldukça önemlidir. 

YAŞAMA HAZIRLAMADA İLK ADIM ÇOCUĞUNUZU VE ENGELİNİ KABUL ETMEK

Yapılan araştırmalarda engelli çocuk ailelelerinin tanı sürecinden sonra genellikle yaşadıkları aşağıda sıralanmıştır

1.Şok ve İnkar

2.Üzüntü ve Çöküntü

3.Şuçluluk duygusu

4.Öfke

5.Utanç

6.Kabullenme ve uyum daha uzatabiliriz…

Görüyor musunuz kabullenme ve uyum en sonda, yani bunu yaşayan bir tek siz değilsiniz. Mümkün olduğu kadar çabuk çocuğunuzu kabullenin, zorlanıyorsanız bu konuda profesyonellerden yardım alın. Ne kadar çabuk durumu kabullenirseniz o kadar erken özel eğitime başlayacak ve çocuğunuzun gelişimleri o kadar hızlı olacaktır. Biz görüyoruz ki; çocuğunun engelini çabuk kabullenip özel eğitim hizmeti almaya başlayan aileler çocuklarının performanslarının daha çok farkında oluyorlar ve beklenti seviyelerini bu performansa göre ayarlıyorlar ve böyle olunca ne mutludur ki çocuklarında ki ufacık gelişmelerin farkında olup takdir ediyorlar, mutlu oluyorlar mutlu oldukça çocuğa ve kurumuna destekleri artıyor. Bu tip ailelerin çocuklarının da daha mutlu çocuklar olduklarını gözlemliyoruz.

Ancak kabullenme süreci uzun süren ailelerde; beklentinin çocuğun performansından daha yüksek olduğu ve bunu çok kısa sürede beklediği bunun sonucunda da sürekli mutsuz olduğu, çocuğu mutsuz ettiği veya boş vermişlik içinde olduğu gözlenmektedir. İkisi de özel eğitim hizmetine sekte vuran durumlar.

PEKİ SİZ ÇOCUĞUNUZLA NELER YAPABİLİRSİNİZ ,FIRSATLARI NASIL DEĞERLENDİREBİLİRSİNİZ.

Çocuğunuzu mümkün olduğunca sosyal ve fiziksel ortamlara dahil etmeye çalışın. Parka, doğa gezilerine götürebilirsiniz. Birlikte sokağa çıkıp yürüyüş yapma, ona çevreyi tanıtma, anlatma birlikteliğiniz için gerekli ve önemli.

Çocuğunuzun sorularına cevap verin, yüz defa da sorsa cevap verin. Çevrenizdeki insanların bakışları sizi kızdırmasın etkilemesin.

Çocuğunuzun engel türü hakkında mutlaka uzmanlardan bilgi edinin. Böylelikle çocuğunuza nasıl davranacağınızı nasıl yardımcı olacağınızı, çocuğun yapmış olduğu farklı davranışların nedenlerini ve gelişim düzeyini daha iyi takip edebilirsiniz.

Çocuğunuzdan beklentilerinizi engel ve özelliklerine göre ayarlayın. Normal bir çocukla karşılaştırıp aynı görevleri beklemek ona karşı yapılacak en büyük haksızlıklardan biri olacaktır.

Ona yapabileceği işlerden başlayarak küçük sorumluluklar vermelisiniz. Başarısını taktir etmeli, övmeli ve desteklemelisiniz. Aynı şeyi defalarca göstermeniz gerekse bile SABIR göstermeniz gelişimi için önemli.

Çocuğunuzu aşırı koruma davranışına girmemelisiniz, önce yapabileceklerini görmeli sonra desteklemelisiniz. Her çocuğun yapabildiği bir şey mutlaka vardır. Çocuğunuza güvenmelisiniz.

Çocuğunuza herhangi bir şey öğretmek istiyorsanız önce ona MODEL olmalısınız.,     Yapamıyorsa sözel yardım ve fiziksel yardım yapmalısınız.

Onun adına yapılan her şey, öğrenmesinin ve dolayısıyla bağımsız yaşamasının önüne konulan bir engeldir.

Davranış kazandırmada sihirli bir formül : TUTARLILIK

Çocuğunuza tutarlı davranmalısınız. Annenin, çocuğun yapmasına izin vermediği bir davranışa baba da izin vermemelidir. Birinin HAYIR dediği şeye diğer taraf EVET dememelidir. Çocuklar EVET ve HAYIR kelimelerini çok hızlı davranışa dönüştürür ve işine geleni tercih eder. Evet ve Hayırlarınız net olsun ve kararlı bir duruş sergileyin.

Çocuğunuza söz verdiğiniz bir şeyi muhakkak yerine getirmelisiniz veya yerine getiremeyeceğiniz sözü vermemelisiniz.

Diğer engelli çocukların aileleri ile bir araya gelip, kurumların düzenlediği periyodik aile eğitim seminerlerine katılmak, duygu ve düşüncelerinizi paylaşarak bilgi alışverişinde bulunmak hem sizleri rahatlatır hem de yalnız olmadığınızı hissettirir.

ÇOCUĞUNUZLA İLGİLİ ZAMAN ZAMAN BUNALABİLİR, SIKINTILAR YAŞAYABİLİR VE KENDİNİZİ ÇARESİZ HİSSEDEBİLİRSİNİZ…

Bunlar çok normal duygulardır. Bu gibi durumlarda yalnız olmadığınızı bilmelisiniz. Donanımlı ve özverili kadrolarıyla kolay ulaşılabilecek özel eğitim ve rehabilitasyon merkezleri olduğunu ve bu merkezlerden de ücretsiz destek alabileceğinizi unutmamalısınız.

ÖZEL EĞİTİM VE REHABİLİTASYONDA SEÇİCİ OLMAK…

Bireye özel olarak hazırlanan eğitim ve rehabilitasyon programları ÇOCUĞUNUZ İÇİN OLMAZSA OLMAZ ÖZELLİK TAŞIR. Eğitim ve rehabilitasyon programınızda uygun yöntem, teknik ve stratejilerin seçilmesi; uygun materyallerin seçimi ya da çocuğunuza yönelik hazırlanan materyaller ve interdisipliner yaklaşım benimsenerek hazırlanmış etkinliklerle zenginleştirilen eğitim – öğretim ortamları kazandırılmaya çalışılan istendik davranışlara daha kolay ulaşılabildiğini göstermektedir.

Hangi engel grubuna ne tür eğitimsel yaklaşımlar sergilediğimizi de bilmeniz eğitim içeriği ve çocukta yansımalarını izlemeniz açısından önem taşımaktadır.

Sevgi ve saygılarımla…

 

Murat Sezgin-Sosyal Hizmet Uzmanı

Akademik Adım Özel eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi

Kurucu-Sorumlu Müdürü